Cinler, Gayb Bilgisi Ve Yıldız Kayması
Gayb bilgilerine muttali olmayla ilgili bir sorumu ve müşkilimi çözmenizi sizden istirham ediyorum. Vakit ayırır ve bu soruma cevap verirseniz çok memnun olacağım. Şimdiden Allah razı olsun.
Geçenlerde STV deki bir programınızı 'burçlar'la ilgili bölümünden itibaren izleme şansını yakaladım. Bu bölümden önce sorumun cevabı geçmişse bilemeyeceğim. Ancak benim bu sorum sizin programınızı seyretmeden önce de zihnimde cevap bekleyen bir müşkildi. Bu problem ise aşağıda vereceğim hadisleri okuduktan sonra oluştu. Hadis-i Şerifler şöyle:
A- İbn Abbas (r.a.)dan, o da Ensar'dan bir sahabeden: "Onlar bir gece Peygamber (s.a.v.) ile beraber otururlarken bir yıldız kaydı ve ortalığı aydınlattı. Onlara sordu:
-Siz Cahiliye'de böyle yıldız atlamasına (kaymasına) ne derdiniz?
-Allah ve Resulu daha iyi bilir. Ancak biz Cahiliye döneminde böyle bir olayda şöyle derdik: "Galiba büyük bir adam doğdu. Ya da büyük bir adam öldü."
Bunun üzerine şöyle buyurdu: "O ne bir adamın doğumuna ve ne de bir adamın ölümüne kaymaz. Lakin Rabbimiz Teala bir şey takdir ettiği zaman, Arşın taşıyıcıları olan melekler tesbih eder. Sonra bunları takiben gelen sema ehli tesbih eder. Nihayet tesbihler dünya seması ehline kadar ulaşır. Sonra Arşın taşıyıcılarını takip edenler Arşın taşıyıcılarına sorarlar: 'Rabbiniz ne dedi?' Onlar da Rablerinin ne dediğini onlara bildirirler. Göklerin ehilleri birbirlerine sora sora nihayet bilgi bu dünya seması ehline ulaşır. Cinler gizlice kulak verir ve bu haberi dostlarına iletirler. (Ancak bu esnada yıldızla) taşlanırlar. Aldıkları gibi hiç saptırmadan onlardan gelen haber doğru olur. Ne var ki onlar o haberi aktarırlarken kendilerinden de yalan bir şeyler ilave edip öyle aktarırlar" Müslim, Selam, s. 1750-1; Tirmizi, (3224)
B- Aişe (r.a.) dan: Peygamber (s.a.v.)'e kahinler hakkında sordular; "Onlar hiçbir şey değildir." buyurdu. Dediler ki:
-Ey Allah'ın Resulü onların bazen söyledikleri doğru çıkmaktadır!
-Bu doğru olan sözdür. Cin onu kapıp dostunun kulağına söyleyiverir. Ne var ki onunla birlikte yüz tane de yalan katar.
Ahmed (V, 87); Buhari, Tıb, 47, V, 28; Edep, 117, V, 123; Tevhid, 57/2, V, 218; Müslim, Selam, 12-3, s. 1750
Diğer taraftan Hicr Suresi, 15/16-18. ayeti kerimelerde şöyle buyuruluyor:" Andolsun, biz gökte birtakım burçları yarattık ve bakıp temaşa edenler için onu süsledik. Onlaı, taşlanmış her şeytandan koruduk. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir ateş alevi düşmüştür."
Malumunuz aynı konuda Saffat, 37/8-10 ayetleri de mevcut.
Yukarıdaki hadisler bu ayetlerin bir tefsiri, açılımı gibi görünüyorlar. Ayette peşlerine ateş alevi düşen, gaybî haberleri çalan cin/şeytanlarının yanıp kül olduklarına dair bir sarahat yok. Hadisler de zaten bu noktadan sonraki durumu açıklığa kavuşturuyor.
O halde, temel sorum şu; Bu hadislerle gaybı sadece Allah'ın bilebileceğine dair ayetler birbirini nakzetmiyor mu? Aradaki bu çelişki gibi görünen problemi nasıl çözeceğiz? Gaybî bilgileri kategorize etmemiz mi gerekecek? Hatırladığım kadarıyla mutlak gayb nisbî gayb diye bir ayrımdan söz ediliyordu...?
Diğer taraftan cinler yoluyla bazı doğru bilgilerin alındığına dair değerlendirmeleri de hep duyuyoruz ki söz konusu ettiğimiz hadislerle bu iddialar örtüşüyorlar gibi?
İnşaallah zihnimdeki problemi doğru ve vazıh bir şekilde ortaya koyabilmişimdir. Hakkınızı helal edin.
Cevap:
Konu ile ilgili hadis rivayetlerinde verilen bilgilerin -detay bir yana- özüne baktığımızda ve bunları, bir yandan aklî ve kesin bilgiler, diğer yandan Kur'an âyetlerinin ışığında değerlendirdiğimizde Resûlullah'ın (s.a.), Cahiliye devrinde olduğu gibi bugün de devam eden bir takım batıl inançlar ve gaybı bilme iddialarını reddettiğini görüyoruz. Peygamberimiz, bugün de sık sık tekrarlanan "ama cincilerin, falcıların, medyumların...bazı dedikleri doğru çıkıyor" şüphesine de bir açıklama getiriyor. Bu açıklamanın özü şudur: Her şey Allah'ın ilmi, iradesi, kudreti ve yaratması ile olur. Allah Teâlâ madde âleminde yapacağı, yaratacağı bazı şeyleri meleklere bildirir, onlara vazifeler verir. Meleklerin bulunduğu ve bu bilgilerin alıp verildiği semâ, melekler âlemi (âlem-i melekût), yıldızlar gibi maddî varlıkların bulunduğu sema (maddi evren) değildir. Maddenin bittiği, arş ile ayrılan (arşın sınır olduğu) rûhânî (fizik ötesi) semadır. Cin şeytanlar, bu rûhânî, gayr-i maddî semaya sokulmazlar. Sonra yaklaşarak girmek istediklerinde ateş topuna benzer bir silahla ateş edilerek uzaklaştırılırlar. Ancak yaratılışları icabı sınıra kadar yaklaşınca bazı bilgi kırıntılarını, kulak hırsızlığı yoluyla elde ederler. Elde ettikleri bilgi az, eksik ve yetersizdir; bu sebeple onların gaybı öğrendikleri ve bildikleri söylenemez. Bu eksik bilgilerin yanına birçok yalanı, hurafeyi, batıl inanca esas teşkil eden bilgiyi katarak insan şeytanlarına (falcılar, kahinler, cinciler...bunlara dahildir) bildirirler. İşte insan şeytanlarının söylediklerinden bir kısmının doğru çıkmasının sebebi budur; yani doğru kısım, meleklerden çaldıkları kısımdır, yalan ve yanlış kısım ise kendilerinin uydurup adamlarına bildirdikleridir.
"Onları, taşlanmış her şeytandan koruduk" şeklindeki çeviri bize göre isabetli değildir. Zamiri semaya ait kılarak "Onu...koruduk" şeklinde çevrilmesi gerekir. Korunan maddi yıldızlar değil semâdır; yani meleklerin yeri olan ve şeytanların sokulmadığı madde ötesi âlemdir.
Yıldız kayması, göktaşları, gökte yanıp parlayan ve sönen gazlar...ile "cin şeytanlarının madde ötesi semadan kovulması için kullanılan ve mahiyeti de (ne olduğu da) bizce bilinmeyen silah"ı birbirine karıştırmak doğru değildir. Peygamberimiz (s.a.) yıldız kayması ile ilgili bir Cahiliye inancını reddederken "şeytanlara karşı kullanılan ateş topu misali silah"tan da söz ettiği için bu ikisi birbirine karıştırılmış olmalıdır. Âyetlerde "şeytanlara karşı kullanılan silah"ın yıldız veya yıldız kayması olduğu söylenmiyor. Hadislerde böyle ifadeler veya îmâlar var; ancak mütevatir olmayan haberler (hadisler) itikad ve kesin bilgi için yeterli değildir; yani bilgi kaynağı olmaz.
Müslümanların, âyet ve hadislerin lafzı yanında amacını da göz önüne almaları, inanç ve davranışlarını buna göre ayarlamaları gerekir. Hadislerin asıl amacı olan "Cahiliye inanç ve anlayışlarının reddini, asılsız olduğunu" öğrenecek ve hala devam eden bazı saçmalıklardan kurtulacak yerde, din ve dünya hayatlarıyla bir ilgisi bulunmayan "ateş topu" silahının ne olduğunu merak etmeleri, yıldız kayması ile bunlar arasında aynılık ilişkisi kurmalar da düşündürücüdür.
Gayb bilgisi, gözle görülemeyen, daha doğrusu herkeste bulunan tabîî bilgi araçlar ile elde edilemeyen bilgidir. Bu da ikiye ayrılır: Mutlak ve nisbî (göreceli). Kıyametin ne zaman kopacağı mutlak gayba örnektir, bunu Allah'tan başkası; tabîî olsun, icat edilmiş bulunsun hiçbir araç ile bilemez. Yağmurun ne zaman yağacağı, rahimde çocuğun varlığı ve cinsiyeti ise göreceli gayba örnektir; bu bilgiler tabîî araçlara göre gayb bilgisidir, meteorolojik ve tıbbî araçlara göre insanların elde edebileceği bilgilerdir. Bu çeşit gaybı (göreceli gaybı), araçlar vastasıyla bilmek mümkündür; ancak bunu bilmekle insanlar gaybı bilmiş olmazlar; çünkü araç icat edilince onunla ilgili bilgi "gayb bilgisi" olmaktan çıkmıştır.
Cinler Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey
Bilinmeyen,esrarengiz,sır dolu,gizemli konuların içinde insanlaren cezbedici olanı herhalde cinlerdir.Hepimiz çocukluğumuzdanbu güne kadar mutlaka cinlerle ilgili bir şeyler duymuşuzdur.Cin görmek,cin çağırmak,cinden bilgiler almak,cinlerehükmetmek,cinlerden define yeri öğrenmek,cinlere definegetirtmek,hatta cinlere spor toto,sayısal loto,şans topu,on numara,süper loto,iddia gibi şans oyunlarının sonuçlarını önceden söyleterekzengin olmak hayalleri insanın doyumsuziştahının ne kadarsınırsız olduğunun kanıtıdır.Sayısal loto sonuçları çekiliş yapılmadan önce cinler tarafından size söyleniyor.Bunu kim istemez.İddia oyununda maç sonuçlarını maçlar oynanmadan önce bilmek ne güzel olurdu doğrusu.
Cinler kaç yıl yaşar ?
Kuran'ı Kerim'de cinlerin ateşin dumansız alevinden yaratıldıkları veinsanlardan önce yaratıldıkları yazılıdır.Cinler yüzlerce hatta binlerce yıl yaşayabilirler.Cinlerin ömrü insanara oranla çok daha uzundur.
Bu sebepledirki cin bin yıl önce saklanmış bir definenin yerinibilebilir,yüz yıllar önce olmuş olayları cin o zamanlar yaşadığındangayet net bir şekilde anlatabilir.Bu kadar uzun bir ömre sahip olancinler elbette bu ömürle orantılı olarak güçlü bir hafızaya sahiptirler.Cin gibi,cin gibi bakıyor,cin gibi akıllı,cin fikirli,cinbaz (canbaz)sözleri cinlerin verdiği ilhamla insanlar arasında hala söylenmektedir.
Kur'anda cinler :
Cin Suresinde Peygamberimiz Hz.Muhammed Kur'an okurkencinlerin onu dinledikleri,ve peygamberimizin cinleri doğru yola çağırması anlatılmaktadır.Yine Kuran'da insanlar gibi cinlerin de kötülük yapan,günahkar olanlarının Cehenneme atılacağı yazar.Anlaşıldığı gibi Peygamberimizde cinleri görmüş,cinlerle konuşmuş, cinlere tebliğde bulunmuş,cinleri de insanları uyardığı gibi uyarmıştır.Kuran'da cinlerle ilgili Sure ve Ayetler mevcuttur.Cinlerle ilgili Sure ve Ayet numaraları cinlerlealakalı Ayetleri incelemek için belirtilmiştir.Cinlerle ilgili Sureler: En am suresi 76.Ayet.Neml Suresi 10.Ayet
Kassas Suresi 31.Ayet.Hicr Suresi 27.Ayet.Rahman Suresi 15.Ayet.Kehf Suresi 51.Ayet.Araf Suresi 178.Ayet.Saffat Suresi 10.Ayet.Cin Suresi 8.ve 9.Ayetler.
Kutsal kitaplarda cin ve periler
Tevrat ve İncil'de de cinlerden bahsedildiği gibi Budizm,Taoizm,Şamanizm gibi inançlarda da cinler önemli yer tutar.Bütün inanç sistemleri cinleri dışlamaz cin gerçeğini kabul eder.Kuran tefsircilerine göre insanların atası Adem cinlerin atası ise Cann yani iblistir.Yine verilen bilgilerde cinlerin de insanlar gibi erkek ve dişilerden oluştuğu bunların erkeklerine cin dişilerine de peri dendiğisöylenir.Cinlerinde iyileri ve kötüleri vardır.Cinler binlerce yıl yaşar ve onlarda evlenir,çoğalır.Cinler ve perilerle evlenen insanların olduğu her devirde söylenegelmiştir.
Cinleri görüntülemek mümkün mü ? Cinleri gösteren kamera.
Kuran'ı Kerim'de ki cinlerin tarifi yapılırken ateşin dumansız alevindentanımı bizlere cinlerin ışınlar ve dalga boylarından meydana gelmiş yaratıklar olduğunu düşündürmektedir.Askeri amaçlarla geliştirilen çeşitli görüş aygıtlarının zamanla duvarların ardını bile gösterebilecek kadar geliştiği bu çağda yeni keşfedilen bir cihazla cinlerin de
görülmesinin mümkün olabileceğini düşünmek hiç te hayal perestliksayılmasa gerek.Belki de cinleri görebilecek bir cihaz geliştirildi.Böyle bir cihaz yapıldıysa bu cihazı yapmayı başaranların biz cinleri görüyoruz diyerek bu muazzam bilgiyi Dünya kamu oyuna açıklaması beklenemez.Tıpkı uzayda yaşayan başka canlı türlerinin ve
medeniyetlerin varlığının bilindiği halde insanlardan gizlenmesi gibi cin gerçeğide büyük bir kıskançlıkla gizlenmektedir.
Oysa eskiler cinlerle ilgili konularda bildiklerini insanlarla paylaşmakta hiç de kıskanç değillerdi.Cinlerle ilgili kitaplar yazar ve cin çağırmanın yöntemlerini ayrıntılı olarak açıklarlardı.
Cin çağırmanın yollarını anlatan kitaplar
Cin çağırmak,cinleri görebilmek,cinlerle konuşmak,cinlerden define yeri sormak,cinler vasıtasıyla kayıp eşyaları bulmak,cinlerden kayıp kişilerin yerlerini tesbit etmelerini istemek,cinler vasıtasıyla gizli ya da uzakta konuşulanları duyabilmek gibi çeşitli ilginç konuları içinde barındıran Firdevs-i Tavil'in 1488 yılında yazdığı Davetname adlı eser o zamanlar cin konusunun halktan saklanmak bir yana bizzat yetkili kişilerce halka açıklandığına iyi bir örnektir.Kitapta cinler ayrıntılı bir şekilde anlatılmış, cinlerin görünüşleri açıklanmış,cin ve perileri özel amaçlar için kullanma
yolları ayrıntılı bir şekilde okuyucuya aktarılmıştır.Cin çağırmanın yolunu gösteren Davetname adlı bu muhteşem eserin 1703 tarihli yazmalarında ise cinlerin ve perilerin görüntüleri inceden inceye tarif edilerek sahifelerde resmedilmiştir.Cin ve peri çağırmanın yollarını anlatan bu eser İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesinde muhafaza edilmektedir. Bu muhteşem ve eşsiz eseri günümüz Türkçesine tercüme etmek gizemli cinler alemine meraklı araştırmacıların yapacakları çalışmalara ışık
tutacaktır.Ayrıca Firdevsi'nin Şehname adlı eserinde de cinlerle ilgili bilgi ve tasvirler bulunmaktadır.Bu muhteşem eser de Türk ve İslam Eserleri Müzesinde muhafaza edilmektedir.Osmanlı sarayını cincilik yeteneği sayesinde etkisi altına alarak büyük bir servet sahibi olan meşhur cinci hocayı da tarih yazar 1648. Cin ve perilerle nerelerde karşılaşma ihtimalimiz yüksektir ? Cin ve periler her zaman,her yerde görülmez.Özellikle ıssız ,insanların yerleşim yerlerinden uzak alanları kendilerine mekan seçerler.Terk edilmiş metruk evler buna güzel bir örnektir.İnsanlar nasıl evlerine tanımadıklar
yabancı birinin girmesini hoş karşılamaz,bu davetsiz misfiri hırsız olarak adlandırırsa cinlerde kendi bölge ve mekanları içersine giren insanlara ayn tavrı gösterirler.Böyle bir durumda aniden karşısında bir cini veya cinleri
gören kişinin durumunu düşünün,elbette kişi bu ani karşılaşmadan olumsuz etkilenecektir.
Cin çarpması
Cin çağırayım derken cin çarpmasına uğrayan çok sayıda insan vardır.Böylebir niyeti olmadığı halde isteği dışında cin veya cinlerle karşılaşan kişilerde vardır elbet.İster isteyerek,ister istem dışı olsun cinlerle karşılaşma halinde kişi cinlerin yaydığı dalga boyuna maruz kalır,bunun yanında cinlerin kimi zaman büründükleri dehşet verici görüntüde bu dalga boyunun yaydığ sarsıntıya ilave edilince elbette insanın ruhsal dengesinde de sarsıntılar olacaktır.Cin görüldüğünde duyulan bu ani korku ve heyecan özellikle yüz felci ve psikolojik travmalara sebep olur.Halk arasında böyle kişiler cin çarpmış,cin tutmuş,cinli,cinlere karışmış gibi ifadelerle tanımlanır. Bu tür kişiler ya istem dışı cinlerle karşılaşmış ya da cin çağırmaya soyunmuş acemi kişilerdir. Cinler neye benzer,fiziki görünümleri nasıldır ? Cinler bazen bir kedi,bazen bir keçi,bazen bir at,bazen de bir insan ya da yarı insan yarı hayvan şeklinde görülebilir.Anlaşılan odur ki cinler
kendilerini istedikleri şekillerde gösterebilme yeteneğine sahiptirler. Bazen korkunç bir yaratık suretinde görünen bir cin bazen de çok güzel bir peri kızı şeklinde insanın karşısına çıkabilir.İnsanların hizmetine giren cin ve periler elbette bağlı oldukları kişilere onların hoşuna gidecek en güzel surette görünürler.
Cin çağırmak için gerekenler
Kuvvetli bir iradeye sahip olmak ve cesur olmak cin çağırmaya talip olan kişilerde aranan birinci ve vaz geçilmez özelliktir.Cin göründüğü zaman korkan kişi cini etkisi altına almak isterken cinin etkisine girer,elbette cin de karşısındakinin kendisinden korktuğunu fark edecek, kendinden korkan kişinin hizmetine girmektense onu kendi hizmetine almak isteyecektir.Bu gayet doğaldır,öyleyse cin çağırma işi için kollar sıvayanlar cesaret sahibi değillerse tabir yerindeyse Dimyat'a pirinçe giderken evde ki bulgurdan olabilirler .Cin çağırmak anlaşılacağı gibi
zayıf iradeli insanların ruh ve fizik sağlığı için sakıncalıdır.
Cin nasıl geri gönderilir?
Cin çağırmak için kuvvetli bir irade ve cesaret gerektiği gibi gelen cini veya cinleri geldikleri yere geri göndermekte ayrı bir maharet ister. Cinin gelişi gitmesine oranla daha kolaydır.Cini göndermek ise bir hayli zordur.Cini gönderebilmek için cinin size saygı duyması,gücünüz karşısında itaat etmesi gerekir. Bu işlem için sadece cesaret yeterli olmaz bilgi şarttır, bilgisiz bir kişi cinleri başına toplayabilse de geri gönderemezse hayatı kendine bir bakıma zindan eder.Böylelerine cinli veya cin musallat olmuş denir. Cinlerle evlilik.Cinlerle insanlar evlenebilir mi ? Cin yada Perilerle evlenen insanların varlığından tarih boyu bahsedilir. Cin erkek olduğundan cinlerle kadınlar evlenir.Cinin dişisine Peri denir.
Perilerle de erkeklerin evlendiği söylenegelmiştir.Peri kızı,peri kadar güzel ifadeleri dişi cin olan perilerin ne kadar güzel olduklarını tabii belkide istedikleri zaman insanlara kendilerini öyle gösterebilme yeteneklerini ortaya koyar.Huddam cin çağırma ustalarının kendilerine hizmet etmekle görevlendirdikleri cin ve perilere verilen isimdir. Huddamı peri olan cin çağırma ustalarının bazılarının bu hizmetli perileriyle evlendikleri söylenir.Peri görüpte aşık olan,hatta perinin
peşinden gidip cinler alemine karışan,ortadan kaybolan kişilerle alakalı pek çok söylence vardır.Güzellikleriyle insan oğlunun aklın başından alan bu varlıklar aynı zamanda son derece akıllıdırlar ki bu gün bile parlak bir zekaya sahip olanlarımızı cin fikirli,cin gibi akıllı ifadeleriyle tarif ederiz.
Eski Türk İnancında Cinler
İslamiyet öncesi Türk inancında yine tek Tanrıya tapılırdı.Erişilmez anlamında Gök Tanrı ifadesiyle adlandırılan yaratıcı insan oğluyla beraber cinleri de yaratmıştı.Gök Tanrı inancında Cinlerin üç büyüğü vardı, bunların adları çar,çur,çor idi.Örneğin günümüzde dahi parayı çar çur etti derken,bu eski cin isimlerinden bahsederiz.Yani cin gibi geldi ve gitti.Tabii aniden görünüpte sonra kişiye musallat olan cinleri bu ifade dışında tutuyoruz.Yine karman çorman ifadesi,karışıklığı cinlerin görülmesiyle çıkan karmaşayı ve cinlerin etkisine girip dağınık ve düzensiz bir hayat yaşayanları hatırlatır. Aklım karman çorman oldu derken bir bakıma sanki cin gören kişinin o anki şaşkınlığını aklının başından gider gibi oluşunu da ifade etmezmiyiz.
Kuranda cinler
Güzel Kurani kerimimizde geçen cinler ile ilgili ayetler. Kuranda geçen cinler ile ilgili ayetler tarafmizca seçilip otomatik listelenmekte.
| Kuranda cinler ile alakali tahmini 42 ayet geçiyor | |
| 6:100 - | Onlar, Allah'a cinlerden de ortak koştular. Halbuki onları yaratan O'dur. Bilgileri olmadan O'na oğullar, kızlar uydurdular. O'nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedir. |
| 6:112 - | Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler.Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak. |
| 6:128 - | (Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da:"Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir. |
| 6:130 - | (Allah) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" deyince onlar: "Kendi aleyhimize şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettiler. |
| 7:38 - | Allah onlara: "Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem ateşine girin!" der. Cehenneme giren her ümmet kendi din kardeşine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandığında, sonrakiler öncekiler hakkında derler ki: "Rabbimiz ! İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver". Allah der ki: "Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsiniz". |
| 11:119 - | Ancak Rabbinin rahmetle yarlığadığı kimseler başka. Onun içindir ki, onları yarattı. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım" sözü böylece tamam oldu. |
| 15:27 - | Cinleri de daha önce insan vücudunun gözeneklerinden geçebilen güçlü bir ateşten yarattık. |
| 17:88 - | Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir." |
| 18:50 - | Yine o vakti hatırla ki biz, meleklere: "Âdem'e secde edin!" demiştik. İblis hariç olmak üzere onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da İblis'i ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir. |
| 27:17 - | Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları Süleyman'ın hizmetinde toplandı, hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu. |
| 27:39 - | Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var." dedi. |
| 34:14 - | Ne zaman ki Süleyman'a ölümü hükmettik, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız bir güve böceği yere dayandığı asâsını yiyordu. Bu sebeple Süleyman yere yıkılınca ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilir olsalar o zilletli azab içinde bekleyip durmazlardı. |
| 34:41 - | Onlar da: "Seni tenzih ederiz. Bizim onlara karşı sığınacak velimiz sensin. Hayır, onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmışlardı." diyecekler. |
| 37:158 - | Onlar, Allah ile cinler arasında bir neseb (hısımlık bağı) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancılar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir. |
| 41:29 - | İnkâr edenler: "Ey Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi doğru yoldan saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım, böylece cehennemin en altında kalanlardan olsunlar." diyeceklerdir. |
| 46:18 - | İşte onlar kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları içerisinde haklarında azab vaadi hak olmuş kimselerdir. Onlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. |
| 46:29 - | Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur'ân'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onlar Kur'ân'ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine "susun" dediler. Kur'ân'ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler. |
| 46:30 - | Onlar kavimlerine şöyle dediler: "Ey kavmimiz! Gerçekten biz Musa'dan sonra indirilen ve kendisinden öncekileri tasdik eden bir kitap dinledik. O kitap gerçeği ve doğru yolu gösteriyor. |
| 51:56 - | Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. |
| 55:15 - | Cinleri de hâlis ateşten yarattı. |
| 55:33 - | Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Ama Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz. |
| 55:35 - | Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız. |
| 55:39 - | İşte o gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz. |
| 55:56 - | Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur. |
| 55:74 - | Bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur. |
| 72:1 - | Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi. Şüphesiz biz, hayret verici bir Kur'ân dinledik. |
| 72:2 - | O Kur'ân hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız. |
| 72:3 - | Doğrusu, Rabbimizin şanı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk. |
| 72:4 - | Meğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş. |
| 72:5 - | Doğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız. |
| 72:6 - | Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı. |
| 72:7 - | Doğrusu onlar sizin zannettiğiniz gibi, zannetmişlerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber göndermeyecek. |
| 72:8 - | (Cinler, dediler ki): "Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk." |
| 72:9 - | "Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor." |
| 72:10 - | "Doğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?" |
| 72:11 - | Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız. |
| 72:12 - | "Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız." |
| 72:13 - | "Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden." |
| 72:14 - | "Ve biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır." |
| 72:15 - | Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır. |
| 114:5 - | O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. |
| 114:6 - | Gerek cinlerden, gerek insanlardan. |
Yorumlar
Kalan Karakter: