AŞIRI EKRAN MARUZİYETİ HER YAŞ GRUBUNU ETKİLİYOR
AÜ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nur Ebru Barcın, son yıllarda sıkça konuşulmaya başlanan 'dijital demans'ın metaforik bir kullanım olduğunu söyledi.
Aşırı ekran maruziyetinin her yaş grubunu etkilediğini belirten Doç. Dr. Barcın, "Bu durum bizim tedavi etmeye çalıştığımız bir demans hastalığı değil. Bizim kriterlerimiz arasında değil ama metaforik bir kullanımı var. Ancak günümüz insanını da etkileyen bir durum" dedi.
Eskiden bu kadar dijital dünya içinde yaşamazken kişilerin daha çok yazdığını, daha çok kitap okuduğunu kaydeden Doç. Dr. Barcın, "Aslında dijital dünya öğrenme biçimini değiştirdi. Mesela bilginin depolanmasına uğraşmıyoruz da daha çok bilgiye nereden ulaşacağımıza enerji harcıyoruz. Yani bir şeyi öğrenmekten ziyade çok kısa sürede maruz kalıyoruz. Öğrenmekten ziyade o bilgiye nasıl ulaşırız, onu aklımızda daha çok tutmaya çalışıyoruz. 'Google efekt' dediğimiz şey bu. Yani bir şey olduğu zaman bunu hatırlamaya uğraşmak yerine hemen Google'dan bakmak gibi" diye konuştu.
"DİKKATİMİZİ SÜRDÜREMİYORUZ"
Artık yapay zekanın da hayata girdiğini anlatan Doç. Dr. Barcın, "Mesela bir konuşma hazırlamak, yeni bir şey öğrenmeye çalışmak artık daha farklı yollarla oluyor" diye konuştu.
Doç. Dr. Barcın, "Plastisite dediğimiz bir şey var. Beyin hücreleri öğrenmeye açık ama ekran maruziyetinde daha yüzeysel bir öğrenme oluyor. Öğrendiğimiz bilgileri kaydedecek kadar zamanımız olmuyor. O kadar çok uyarana maruz kalıyoruz ki dikkat bozuluyor, etkileniyor, sürdürülemiyor. Bunun sonucu uzun süreli dikkat gerektiren işlerde dikkatimizi sürdüremiyoruz. Kitap okumakta zorluk çekiyoruz. O kadar çok klavye kullanıyoruz ki el yazısı yazmayı unutuyoruz. O yüzden bunları da dengeli tutmaya çalışmak lazım" dedi.
'Aşırı telefon, tablet, bilgisayar kullanımı Alzheimer hastalığı yapar' söyleminin doğru olmadığını belirten Doç. Dr. Barcın, "Teknolojiyi tamamen dışlamaktan bahsetmiyorum. Bu yeni dünyaya uyum sağlamamız lazım. Çünkü bize getirdiği avantajlar çok fazla. Ama nasıl kullandığımız önemli" ifadelerini kullandı. Eskiden bilgiye bu kadar çabuk ulaşılamadığını söyleyen Doç. Dr. Barcın, "O yüzden tamamen dışlamak yerine daha etkin kullanmak lazım. Yani ekrana maruz kaldığımız süreyi kısaltmak gerekiyor" dedi.
Demans, Alzheimer hastalığı için en önemli risk faktörlerinin sosyalleşmemek, fiziksel ve zihinsel egzersiz yapmamak olduğunu anlatan Doç. Dr. Barcın, "Asıl risk faktörleri bunlar" diyerek, araç kullanıldığında navigasyonla yol bulmaya çalışıldığını belirtti. Doç. Dr. Barcın, "Navigasyon yerine zihninizi zorlayarak, hatırlayarak ya da o anda çözüm üreterek yolumuzu bulmaya çalışmak önemli. Ya da telefon numaralarını ezberlemeye çalışmalıyız" dedi.
"BEYİN UYKUDA TEMİZLENİYOR"
Fiziksel egzersizin de önemine değinen Doç. Dr. Barcın, "Biz belli yaştan sonra yaşam şekli değişikliği öneriyoruz. Alzheimer hastalığından korunmak istiyorsak 40'lı yaşlardan itibaren düzenli egzersiz yapıyor olmamız lazım. Yani haftada 3 gün fonksiyonel antrenman yapılması lazım. Zihinsel olarak aktif olmamız, sosyalleşmemiz lazım" diye konuştu.
Uykunun çok önemli olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Barcın, "Eğer kaliteli bir uyku alamıyorsak ileride Alzheimer hastalığına yakalanma riskimiz artıyor. Kaliteli bir uyku için de yatmadan önce telefon kullanımı ya da mavi ışık maruziyetini azaltmamız lazım. Çünkü beyin uykuda temizleniyor. Glimfatik sistemle iyi, sağlam, sağlıklı bir uyku alırsak, beyin kendi içindeki, hücre içindeki zararlı proteinleri daha kolay temizliyor ama uykunuz kötüyse ileride hastalığa yakalanma riskiniz artıyor" dedi.
"ANNE BABA RAHAT ETMEK İÇİN ÇOCUKLARA TELEFON, TABLET VERİYOR"
Nöroloji kliniklerine konuşma gecikmesi nedeniyle gelen çocuklar olduğunu da anlatan Prof. Dr. Doğan, "Aile çocuğunun otizmli olduğunu düşünüyor ama bu çocukların pek çoğu otizmli değil. Tabii konuşma geciktikçe sosyal beceriler de geri kalıyor. Koşması gereken yaştaki çocuk oturmak zorunda kalınca olumsuzluklar ortaya çıkıyor. Pek çok anne baba 'Aman koşmasın, hareket etmesin, eline bir şey verelim, biz de rahat edelim' dediğinde çocuk sosyal olarak gecikmenin yanı sıra fiziksel olarak da gecikmeye başlıyor. Bu çocuklarda yürüme zorlukları görüyoruz. Daha dengesiz yürüme görüyoruz. Çünkü beyinde frontal alan ona göre gelişiyor. Yani çocuğun koşması, yürümesi, konuşması, etraftan uyaran görmesi lazım. 3-6 yaş arasında da aynı şey geçerli" ifadelerini kullandı.
‘KÜÇÜK KIZLARDA GÜZELLİK ALGISI DEĞİŞİYOR’
Prof. Dr. Doğan, 6-12 yaş arası çocuklarla ilgili de "Mesela kız çocukları, tam birilerini örnek alacağı süreç. Ekranda çok yoğun makyajlı, farklı giyim tarzları olan insanları daha güzel görmeye başlıyor ve belleklerinde hafızalarında görsel olarak onlar kalıyor. Güzellik algısı değişiyor" dedi.
Oysa bu yaştaki çocukların spor yapıp sosyalleşmeleri gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Doğan, "Onun yerine daha kolay olan ekrana bakmayı tercih ediyorlar" açıklamasını yaptı.
"JAPONLAR 100 YAŞINA KADAR SAĞLIKLI YAŞAYABİLİYOR"
Yaşlılarda fazla ekran maruziyetiyle ilgili pandemi dönemini örnek veren Prof. Dr. Doğan, "Japonlar el becerisini çok fazla kullanıyor. Yemek yapma, bir şeyler ayıklama, resim yapma gibi alışkanlıkları var ve Japonya'da yaşlıların çok uzun yıllar, 100-110 yaşına kadar yaşadığını görüyoruz. Bir de Japonlarda en önemli adet, her gün bir araya gelmek. Sabahları veya akşamları 1 saat bir araya geliyorlar sosyalleşmek için. İşte bizde bu eksik" diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: